theVOID is the name of the Architecture & Design Society formed in TEDU.

 I was chosen as one of the writers. Specific to this month we have written in Turkish in order to reflect our opinions more clearly about the terrorist attack in Turkey on 10 October 2015 and its result concerning the “Ankara Garı”.

GELECEĞİN KALINTILARI

10 Ekim 2015

Ankara Kan Ağlıyor,
Türkiye Kan Ağlıyor,
Dünya Kan Ağlıyor…

Emek, Barış, Demokrasi ve Kardeşlik için atılan adımlar, çekilen halaylar, insanların yüzlerindeki tebessüm ve coşku, yerini kaosa bırakıyor art arda gerçekleşen iki sessiz çığlık ve yüzlerce bağırış içerisinde. ”Masumiyet”in bedelinin farkında olmayan ruhlar -çoğunluğu üniversite çağında, daha gencecik, umutlarla ve hayallerle dolu- “vicdansız” bir eylemin kurbanı haline geliyor. Üstünde barış yazan pankartların üzerinde taşınarak yaşam savaşı veren insanların olduğu bir tablo ne kadar olası geliyor sizlere?

Anadolu topraklarının Cumhuriyet kavramı ile tanışmasından sonra insanların yeni hayatlar oluşturmasını sağlayan, Ankara’da açılıp umutlar vaat eden Ankara Garı’nın önündeki bu manzara sanki bir kâbus içinde yaşıyormuşuz hissi vermiyor mu hepimize?

Bunca zamandır insanların büyük bir heyecanla adımlarını attığı, ailelerini beraberlerinde getirdikleri mütevazı Ankara Garı, bu kanlı olaydan sonra zihinlerimizde çok daha farklı, kimlik değiştirmişçesine bir algı ile kafalarımıza kazındı ne yazık ki. Milyonların güven dolu bir şekilde yuvasındaymış gibi hissetmesini sağlayan, Ankara’nın kapılarını sonuna kadar açan, insanların beraberlik içerisinde huzurlu bir yaşama adım atmalarını sağlayan Ankara Garı bugünden sonra hangi kelimelerle anılmaya başlanacak? (İki) bireyin açıklanamayan amaçları doğrultusunda kendilerini gözden çıkarmaları sonucunda kulakları sağır eden sesin Ankara Garının da ruhunu yok etmesi belki de göz ardı edilen bir durum. Patlamalar sonrası Ankara Garı da içten içe yaralandı. Zedelenen tarihi duvarları ve kırılan camları kendi acısının bize yansıması değil de nedir? İnsanlar can havliyle yerlerde sürünürken, yaşamlarının son saniyelerini bile başka hangi yaralanan insanları kurtarabilirim diye düşünürken, Ankara Garı’nın hareket edemeyip insanların elinden tutamaması, yalnızca kendi sessiz çığlığını atarak ızdırabını belli etmesi bizlerin gerçekten göz ardı edemeyeceği bir olgudur. Ankara Garı sadece insanların ulaşımını sağlayan bir bina işlevi görmemiştir hiçbir zaman. Türkiye’nin de bir umudu haline gelen bu gar, zamanla teknolojinin gelişimi demiryolu kullanımını arka plana atmış olsa da, Ankara’nın sembollerinden biri olmayı hiçbir zaman bırakmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının (TCDD) Ankara’nın merkezinde, Ankara’nın çekirdeğinde yer alan istasyonudur. Farklı hayatları birbirine bağlayan bir ağ görevi görmekle beraber o bölgeyi anlatmak için de kullanılan bir varlıktır. Ankara Garı, Cumhuriyet’in bir sembolüdür. Bu yapıyı zedelemek yalnızca maddi boyutlarda irdelenemez, bu katliamı gerçekleştiren insanlar ciddi bir biçimde maneviyata, Türkiye Cumhuriyeti değerlerine karşı da yıkım girişiminde bulunmuştur. Türkiye’nin yaşadığı en büyük terör olayı sayılan ve Türkiye’nin merkezi Ankara’da gerçekleşen bu katliam Türk halkının yaşadığı uyanışlardan bir tanesidir. Barış yolunda atılan adımların böylesine geri tepmesi karşısında devlet ve halk olarak birlik olmalıyız, attığımız adımların beraberlik ilkesi içinde olmasına özen göstermeliyiz. Aksi takdirde üç maymunu oynarız; içten bölünmelere gözümüz kapalı bir şekilde devam ederiz. Biz aydın Türk gençleri olarak da elimizden geldiğince araştırmalı, öğrenmeli, değer vermeliyiz içinde bulunduğumuz duruma; nice insanlar, nice kültürler kaybetmemek adına.

Advertisements